Tevhid Kitap

Zindan Şiiri

2020-05-25

Zindan Şiiri

 

Ömrün baharındayım, baharsız bir mahzende

Bir yanım özgür elbet, kanat çırpar göklerde

Sırtlanıp emaneti, baş koymuşum bu yola

Önümde Yusuf Nebi, yürüyorum ardınca

Gömleğimi arkadan lime lime ettiler

Sus ve gizle, dünyadan nasibini al dediler

Allah’a sığınırım davama ihanetten

Zindan daha sevimli, beni çağırdıkları şeyden

Zindan balığın karnı, bizler tutsaklarıyız

Zinnunca konuşur dil, sahile çok yakınız

İbrahim ateşidir, Nemrutlar odun taşır

Rahmet-i ilahiyle serin selamet zindan

Şimdi seher vaktidir, zindanda direniş var

İstiğfar pınarında, arınmaktadır zindan

Gecenin kıyamından, cepheye kıyam taşır

Sabır ve namazla, direnmektedir zindan

Zaman içinde zaman, mekan içinde mekan

Bir hayalin sırtında, uzağı yakın zindan

Öyle bir dipsiz kuyu ki, yalnızlığı zindanın

Tek çıkışı var; o da Allah’ın ipi

Kur’an Hikmet ehli der ki; diriler kabri zindan

Bir sağanak misali, belalar yurdu zindan

Dostlarını tanıtır, düşmanın sevindirir

Özünde olan neyse dışa taşırır zindan

Bir imtihan kozası ipek gibi örmekte

Çileyi ilmek ilmek yüzlere nakşetmekte

Saç ve sakal bir gergef, beyaz iplikse hasret

Çizgi çizgi hasreti dokuyor zalim zindan

Evlat candır, gözüne, aydınlıktır yerleşir

Yar canandır, kalbine, bir kör düğüm işlenir

Bir ömre sığmayan büyük sevdalar

Bir zarfa ve kabine sığar mı gaddar zindan?

Buruk tekbirleri bir bayram sabahında

Sevincin dibeğinde hüzünle döver zindan

İşte böyle bir günde, bir volta esnasında

Kendinle söyleşirsin, bir yürek sızısıyla;

Vuslat kokulu bir yel, eser mi dersin zindan

Hazanımız bahara, döner mi dersin zindan

Şerha şerha yarılmış, kurak toprağımızda

Bir kardelen çiçeği çatlar mı dersin zindan

Anlımıza yazılan şu ayrılık yazısı

İlah-i bir lutufla uçar mı dersin zindan

Dua ile takdirin şu garip çekişmesi

Semaya dua evvel varır mı dersin zindan

Suya açılır gibi O’na açılan eller

Kana kana rahmetten, içer mi dersin zindan

Secdelerden arşa uzanan nurlu yollar

Rıza-î ilahiye çıkar mı dersin zindan